Öğr. Gör. Hasan Can OKTAYLAR`IN KPSS Yorumu
03.07.2008 11:17:39
28/06/2008 tarihinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’na iliskin düsüncelerim ve
analizlerim maddeler halinde asagıda bilgilerinize sunulmaktadır.
Tüm adaylara geçmis olsun diyerek basarılar diliyorum.
Ögr. Gör. Hasan Can OKTAYLAR
Yargı Yayınevi
KPSS Yayınları Editörü
SINAVIN GENEL DEGERLENDİRİLMESİ
Bilindigi gibi ülkemizde ögretmenlik meslegine atamalar Kamu Personeli Seçme Sınavı puanlarına
göre yapılmaktadır ve ne yazık ki bu sınav ögretmen adayları için bir “varolma” savasına dönüsmüstür.
Birçok ögretmen adayı bu sınav nedeniyle meslegin gerektirdigi “yeterlik” leri kazanma
ve akademik ögretim sürecinde bireysel gelisimlerini sürdürme yerine sebebini, mantıgını hiçbir
sekilde anlayamadıgı ve mesleginde kullanmayacagı Tarih, Matematik, Cografya gibi alanlarda
gelecek çoktan seçmeli test sorular ile sınanacak bilgileri ezberlemek zorunda kalmaktadır. Bu konuyla
ilgili ögretmen adaylarının yakınmaları ise süreci ve detayları tam olarak bilmeyen yetkililerin
açıklamalarıyla geçistirilmektedir.
Alınan tek önlem ise; 2008 KPSS’de, 2006 ve 2007 KPSS 10 puanları üzerinde belirleyici olan
Matematik ve Tarih derslerine göre Egitim Bilimleri alanının agırlıgını ve belirleyiciligini artırmak
olmustur. Fakat ÖSYM bunu yapmaya çalısırken sınavın kapsam geçerligine ve bilimsel gerçeklige
uyulmadıgı için 2008 KPSS Egitim Bilimleri soruları adaylar için tam bir “trajedi” olmustur.
Genel anlamda ögretmen adayları için Kamu Personeli Seçme Sınavına su elestiriler getirilebilir:
1. Ögretmenlik yeterlik gerektiren bir meslektir. Yeterlik gerektiren meslege uygun bireyleri
seçmede kullanılacak soruların yapısal özelligi farklı olmalıdır.
2. Son 3 yılda Kamu Personeli Seçme Sınavında yöneltilen sorular ögretmen seçmekten çok
akademik eleman alımlarında özellikle doktora düzeyinde ögrenci seçmede kullanılabilecek
kadar zor sorulardır. Örnegin; Tarih, Cografya ve özellikle de Egitim Bilimleri alanlarından
gelen soruların bir kısmı üniversite ögretim üyelerinin bile cevaplamakta zorlanacagı
türdendir.
Ayırtedici bir sınav için, ezber bilgi ve zor olsun diye kapsam dısı alanlardan soru sormak yerine,
bilgisini verilen durumlar ve örnek olaylar üzerinde kullanabilen böylece egitsel dogrulara ulasabilme
gücünü ölçen sorular yöneltilmelidir. Aynı zamanda sorular, hazırlayıcıların alanı ve “öznel
bakıs açıları” ndan arındırılarak; genel, geçerli, bilimsel ve akademik bir formata iliskin olmalıdır.
3.2008 KPSS Genel Yetenek – Genel Kültür alanındaki sorular yukarıdaki elestirileri
kapsamakla birlikte adayların en çok yakındıkları konu, sınava ayrılan
sürenin yetersiz kaldıgıdır. Bir çok aday bu bölüme ayrılan sürenin (120 dk.)
yetersiz kaldıgını haklı olarak ifade etmektedir. Özellikle 2008 KPSS’de gelen
Türkçe sorularının çözülmesinin gerektirdigi zaman, beraberinde tarih dersinde
düsünmeye ayrılan zaman sınavın süresini yetersiz kılmıstır.
2008 KPSS Egitim Bilimleri alanındaki sınav soruları için sunlar söylenebilir:
•Bir sınav için en önemli asama; sınavın amacını, kapsamını, ilkelerini belirlemek ve sınava
giren tüm adayları sınav öncesinde bu konuda net olarak bilgilendirmektir.
•Ayrıca yüzbinlerce adayın girdigi, yasamsal önemi olan, zor ve belirleyici bir sınavda su ilkeler
önemlidir.
‑ Bilimsellik
‑ Evrensellik
‑ Geçerlik ve güvenirlik
‑ Etik degerlere uygunluk
Ne yazık ki; 2008 KPSS Egitim Bilimleri alanı bu ilkeler yönünden çok tartısılır olmustur. Bir sınavın
bilimselligi ve geçerligi soruların bu konudaki geçerli literatüre ve literatürdeki konu alanlarına
uygunluguna dayanır. Oysa sınavdaki özellikle Program Gelistirme ve Ögretim Yöntem ve Teknikleri
soruları ÖSYM’nin basvuru kılavuzunda belirtilen soru gelecek derslere ve konu alanlarına uygunluk
yönünden Türkiye’deki geçerli literatüre ve akademik disiplinlere uymamaktadır. Bu iki dersteki soruların
bir kısmı hazırlayıcıların kendi literatüründen seçilmis ve soruları hazırlarken düsüncesinde
belirlemis oldugu öznel dogrularına dayanmaktadır. Bununla birlikte sınavda beklenmedik yönde
çıkan 20-25 sorunun ortaya çıkardıgı psikolojik travma nedeniyle birçok aday 80-90 kadar beklenilen
ve kolay yöndeki soruların çözümünde hata yapmıstır. Ayrıca soruların zorluk düzeyini artırmak
için soru ifadelerinde yapılan anlam daralmaları, ifade bozuklukları ve çeldirici olsun diye belirlenen
seçenekler tartısılabilecek türdedir.
Bu çerçevede dersleri tek tek inceleyecek olursak;
4.Ögretim Stratejileri, Yöntem ve Teknikleri:
Geçerli bir sınav önce kapsam geçerligine sahip olmalıdır. Bu dersin kapsamında bulunan
ögretme kuramları – yaklasımları, ögretim stratejileri, ögretim yöntemleri, ögretmeögrenme
ilkeleri konularından nerede ise hiç soru gelmemistir. Gelen sorular Türkiye’de
geçerli ve yaygın kullanılan akademik literatürde bulunmayan ya da çok az düzeyde bulunan
sorulardır. ;lginç olan; konusma halkası, öykü temelli ögrenme, istasyon, görüs
gelistirme gibi tekniklerden ardı ardına gelen soruların bu sınavı kapsam geçerligi yönünden
zedeledigidir. Bu sorular yalnızca hazırlayıcısının literatüründe bulunan sorulardır.
Ayrıca 33. sorudaki yaratıcı drama ve istasyon teknikleri biri digerinin alt baslıgı
olan ve soru ifadesinde cevabı ayrıntılandırmayı mümkün kılmayan bir durum söz konusudur.
5.Program Gelistirme:
Sınavın bilimsellik ve geçerlik ilkesi bu derste büyük oranda yok sayılmıstır. Bu dersin
kapsamında olan ve her yıl soru gelen egitim (felsefeleri) yaklasımları, program tasarımları
ve temelleri, içerik düzenlemeleri, ögretim süreci gibi konulardan hiç soru gelmemistir.
Birçok soru, hazırlayıcıların öznelligine ve yıllardır bu derse yön veren akademik literatürün
dısındaki konulara dayalıdır.
Örnegin; yeni ilkögretim programlarının uygulanmasında ara disiplinlerin ders programlarına
yerlestirilmesinde ögretmenlerin karsılastıgı durum sorusu. Bu sekilde bir soruyu
henüz ögretmen olmamıs ve aday durumundaki bir birey nasıl cevaplayabilsin? Ayrıca
Posner’in program gelistirme yaklasımı Türkiye’de yalnızca bir kaynakta bulunmakta,
gelen soru ise bilgiden çok yoruma dayanmaktadır.
Bu iki dersin soruları gerek hazırlanısı gerek soru yapıları ne yazık ki akademik geleneklere
ve varolan geçerli literatüre dayanmamaktadır.
6.Gelisim Psikolojisi:
Bu dersten gelen soruların yapısal özelligi çok farklıdır. Piaget ile ilgili sorular tartısılabilir
niteliktedir. Yine bu sorular zor olsun diye üzerinde çalısılan sorulardır. Diger birkaç soru
ise iki cevaplı olacak sekilde birbirine yakın ya da çeldiricilerine yerlestirilen bir kelime ile
cevabın degisecegi tip sorulardır. Sorular bilgi düzeyini ölçmekten çok kelime bulmacası
oyunu gibi algılanmıstır. Birçok aday, bu alandaki sorulara ve cevaplarına baktıgında
sahip oldukları bilissel yapıları dahi bozabilmislerdir.
Örnegin; 72. soruda hasta bakıcının tanıdıklarını “fark ettirmeden” muayene ettirmeye
çalısması sorusunda cevaba yön verecek vurgu fark ettirmeden ifadesi oldugu için cevabın
itaat ve ceza olması gerekmektedir. Oysa bu sorunun cevabı olarak verilen iyi
çocuk egilimi seçenegi için soru ifadesinde hasta bakıcının tanıdıklarına iyilik yapmasına
ve onlardan onay almasına iliskin örtük bir anlamın aranması gerekmektedir.
Bunun dısındaki birkaç gelisim psikolojisi sorusu gerek soru ifadeleri gerekse seçeneklere
yerlestirilen bazı kelimelerle anlamı bozan ve konuyu gerçekten iyi bilen ögrencileri
yanıltıcı olmustur.
66. soruda ögretmen adayının Gelisim Psikolojisi alanındaki bilgisinden çok klinik psikoloji
derslerinde verilebilecek bilgilere yönelik bir soru yapısı kullanılmıstır. Yine bu sorunun
B seçeneginde bilginin açıklanmasına yerlestirilen ikinci süreç ifadesi ögretmen
adayının birinci süreç ifadesinden farkını bilemeyecegi ancak uzmanların bu farkı bilebilecegi
bir durum söz konusudur.
ÖSYM’nin bu soruları üniversitelerde bu alanda otoriter ögretim üyelerinin soru yapıları
ve verilen seçenekler yönünden görüslerini alarak bir analiz yapması çok faydalı olacaktır.
7.Rehberlik:
Soruların birçogu konu alanını iyi bilmeyi ve bunları örnek durumlar üzerinde kullanabilmeyi
gerektiren zor; fakat nitelikli sorulardır. Sorular kapsama uygun, belli sorular adayın
okudugunu anlama gücüne dayanan sorulardır. Fakat tartısılabilir 2-3 soru bulunmaktadır.
8.Ölçme - Degerlendirme:
Hem kapsama uygunlugu hem de soruların yapısal özelligi ve güçlük düzeyi yönlerinden
beklenen sorulardan olusmaktadır.
9.Ögrenme Psikolojisi:
Bu derste kapsama uygunluk ve soruların yapısı ile güçlügü yönlerinden beklenen sorular
kullanılmıstır.
SONUÇ:
2008 KPSS’de 80-90 kadar sorunun beklenilen ve kapsama uygun sorulardan olusacagı,
20-30 kadar sorunun ise yapısal özelligi ve hazırlanıs teknigi yönlerinden
farklı sorulardan olusacagı beklenilmekteydi. Fakat yöneltilen 20-30 kadar soru bilinen
literatürün dısında ve farklı yapısal özellikte karsımıza çıktı. Bu durum; sınavın
geleneklerine, beklentilerine ve sonuçlarına da olumsuz yansıdı.
2008 KPSS soruları sınava çalısan ve olaganüstü emek veren adayların bilgisini
gerçek anlamda ölçemedi. Ayırtedici olması gereken soruların bir kısmı hazırlayıcıların
ÖSYM’nin sınav kapsamına ve akademik geleneklerini uymayarak ve kendilerinin
(ayırtederek) hazırladıgı sorulardan olustu. Sorular bilgili adaylardan çok sanslı
adayları ölçtü. Bu durum sınava ciddi hazırlanan adaylar için Egitim Bilimleri alanı
tam bir “trajedi” oldu.
o Sınav herkes için beklenmedik geçti ve zordu. 2007 KPSS Egitim Bilimlerinde 100
net cevabın getirecegi puanı bu yıl 85-88 net cevap getirecektir. Sınava girenlerin
basarı ortalaması hem düsük çıkacak hem de adaylar önceki yıllarda oldugu gibi basarı
ortalamasına yıgılmayacak yani heterojen bir dagılım olacaktır. Bu durum sınava
iyi hazırlanmıs fakat hedefledigi net cevabı yapamamıs adayları fazla etkilemeyecektir.
2008 KPSS-10 puanları, 2007 KPSS-10 puanlarına göre daha az net cevaba daha
fazla puan getirecek sekilde karsımıza çıkacaktır.
Önceki yıllarda oldugu gibi; sınavı kazanmak için Egitim Bilimlerinden tamamına yakınını
yapma degil, belli bir oranda yapmak yeterli olacaktır.
o Ne olacak? ÖSYM’nin bu durumu düzeltecegini sanmıyorum. Örnegin; Mayıs ayında
yapılan Hakimlik–Savcılık sınavına giren avukatlar da aynı durumla karsılastılar. Gerek
soru yapılarına gerekse cevabı tartısılır sorulara itirazlar ve tepkiler olustu. Sonuç
alınamadı. Bu defa sınav magduru avukatlar durumu yargıya tasıdı ve konu mahkemelik
durumda.
ÖSYM bu soruların cevaplarını vermeden üniversitelerde bu alanda otorite durumda
olan ögretim üyelerine hem sınavın kapsamına uygunluk hem soru teknigi hem de
dogru cevaplar konusunda bir analiz yaptırarak sonuçları kamuoyuna açıklarsa çok
faydalı olacaktır.
o Ülkemizde KPSS 2008 Egitim Bilimleri alanındaki tüm yayınlar ÖSYM’nin belirlemis
oldugu akademik kapsam, sınav gelenekleri ve önceden belirlenmis olan konu alanlarına
uygun geçerli literatüre dayalı olarak hazırlanmaktadır. Bu süreç tüm yayınevleri
tarafından dikkatle takip edilmektedir. 2008 KPSS Egitim Bilimleri sorularının bir
kısmını kapsam dısı olması ve yapısal özellik bakımından degisik olması yayınevlerini
de zor duruma düsürmüstür. Adayların bir kısmının bu durumun sorumlusu (ve
suçlusu) olarak yayınevlerini hedef alması anlasılır degildir.
o Yargı Yayınevi, Kamu Personeli Seçme Sınavı’na hazırlanan adaylara ÖSYM’nin belirlemis
oldugu sınav formatına ve konu alanlarına ve Türkiye’de geçerli literatüre uygun
olarak hazırlanmıs tüm yayınlarla yardımcı olmaya çalısmaktadır. Bunu akademik
bir disiplin ve ciddi bir çalısma sistematigi ile yapmıstır. Bu sorumluluk anlayısını
bundan sonraki yıllarda da öncellikle sınavın yeni formatına ve stratejisine uygun yayınları
ile gelistirerek ve genisleterek tüm adayların yanında olacaktır.
Saygılarımla...